Tükenmeyen yollarda,bilinmeyen geleceklere Yürüyerek geçiyor yaşam. Uyandığımda bitecek bir rüya gibi. Hiç durmadan,koştururcasına yürüyorum, Durursam uyanacağım, Yaşam bitecek sanki...
Ardıma bakmadan gidiyorum Bir daha geçmeyeceğimi bildiğim yollardan. Her adımda dağılıyorum. Bir parçam,ellerimden düşer gibi, Kayıp gidiyor benden... Bir köşede gülüşümü bırakıyorum. Bir gece yıldızlara bakarken,gözlerimi. Sokak lambalarında, sessiz gölgelerimi. Günbatımının kızıllıklarında çocukluğumu, Gündoğumlarında,sabah çiğlerine karışan gözyaşlarımı... Siyah beyaz bir fotoğrafta düşlerimi...
Oysa düşlemek ne güzeldi çocukken. Nerden bilirdim yaşamın Böyle parçalanarak süreceğini Ve ömrümün,kendimi toplamakla geçeceğini...
Bir yap-bozum sanki, Tek parçamı bile bulamadan, Yeniden dağılıveriyorum.
Nerede başladı bu... Hatırlamadığım kadar uzakta kaldı ilk kırıntılarım. Her yiten parçada sessiz bir çığlık attı yüreğim, Sel olup aktı da,kimseler görmedi. Sessizce gelip toplamasını bekledim O hep beklenen,ama hiç gelmeyenin...
Yüreğimde bir telaş,bir heyecan; -Beni tamamla artık ! -der gibi çırpınan... O değil miydi daha yolun en başında Bin parçaya bölünüp dağılan...
İstesem de bulamam yüreğim. Bir daha geçmeyeceğim bir yolda, Bir eskiciye bıraktım seni,paramparça... Çığlıkların paçalarımdan süzülüyor, Kimseler görmüyor...
İşte böyle sürüyor yaşam Yolun birinde eksilip, Bir başkasında biraz artan...
Kim geri getirebilir, Bir daha geçmeyeceğim bir yolda, Bir eskicide kalan , O bir parçası hep eksik yüreği
Öyle bir ilk yaz ol ki korkut yaprakları, Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları, Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında Ardında savrulsunlar, unut yaprakları. Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar Seninle yeşerdiler, seninle soldular.. Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.
Kazayı belayı eceli, Habil'i,Kabil'i Melek olduğuna güç inandığım Azrail'i affettim Beddualarıyla dili, Sonu gelmeyecek olan masallarıyla Başı,ayağı,eli Affettim... Açarken yapraklar,açarken güller Gölgemin gölgesi karahaber Takdir,mukadderat,kader Seni de affettim. Ey sesi yollarda kalmış Sözü dillerde kalmış Hayatım çocuk senide Senide affettim. Bahçemi beğenmeyen çiçekleride Soframı hor gören yemekleride Gelmişleride,gelecekleride AFFETTİM...................
Düşlerin parlayıp söndüğü yerde Buluşmak seninle bir akşam üstü Umarsız şarkılar dudağımda bir yarım ezgi Sığınmak, gözlerine sığınmak bir akşam üstü
Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi
Bir orman bir gece kar altındayken Çocuksu, uçarı koşmak seninle Elini avcumda bulup yitirmek, yitirmek Sığınmak, ellerine sığınmak bir gece vakti
Ellerin bir martı, telaşlı ve ürkek Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken
Bir kenti böylece bırakıp gitmek İçinde bin kaygı, binbir soruyla Bitmemiş bir şarkı dudağında bir yarım ezgi Sığınmak, şarkılara sığınmak bir ömür boyu
Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi Ellerin bir martı, telaşlı ve ürkek Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken
Mutluluğun gözü kordur, Yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, Oburu uykusunda bile bağırır.
Mutluluk yalnız kendisini görür; Unutur bu yüzden ilkin kendisini. Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür, Boyuna bekler donsun diye sesini.
Mutluluk alışır kendisine, ölümden beter; Borçsuzluğuyla ovunur, ama kedisi doğurmaz. Yalnızlığın gidecek bir yeri yoktur; Boyuna kapısına döner, açan olmaz.
Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var... Her ikisinin de saksılarında çiçek. Biri hep başka bir renkle solar, Öbürüyse ha açtı, ha açmayacak.