Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem Üç buçuk soysuzun ardından zagarlık yapamam Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim Adam aldırmada geç git diyemem aldırırım Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım..
Gazze de kaç tane bebek ölüyor,kaç sivil yaşamını yitiriyor biliyor musunuz? yoksa sizde bu vahşeti sessizce seyredenlerden misiniz? seyredin tabi bu vahşeti bütün dünya seyrediyor zaten.. belki de haberiniz bile yok.siz sıcacık evleriniz de magazin programlarını seyrederken,o çıglıkları hiç bir zaman duyamayacaksınız da zaten. şu anda İsrail,Gazze kenti başta olmak üzere Filistin'deki tüm yerleşim birimlerini bombalıyor.masum siviller masum bebekler ölüyor. yüzlerde kişi yaralanıyor. Ambulanslar çalışmıyor,yaralılar sırtlarda taşınıyor.ölülerini gömmek için kefen bezinin bile sıkıntısını yaşıyorlar.tek yapabildikleri kendilerini silaha karşı taşlarla savunabilmek.. Filistin de bu insanlık dramı yaşanırken birieri halen "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın"mantıgıyla eglenebiliyor.başkasının çıkarları dogrultusunda hareket edebiliyor.yuzlerce şehit verip a cıyı bilen bu topraklarda halen kimse bu soykırıma tepki göstermiyor..
karlar altında kaldı sonunda benim şehrimde... sabah mutlu bir pazar günününe gözlerimi bir açtım ki her yer bembeyazdı.. nihayet beklediğimiz kara kavuştuk: karın yagmasını çocuklugumdan beri çok severim.her kar tanesi bana çocuklugumda yaşadıgım mutlu günleri hatırlatır. pencereden dışarıya baktıgımda kendimi karların üzerine atmak ve doyasıya koşmak istedim. ama bu salgın hastalık benide vurdugundan dışarıya çıkamayıp sadece seyretmekle yetindim: umarım bir kaç gün daha sürerde bizde bu keyfi bir kaç gün daha yaşarız.
yeter ki gönlümüze kar düşmesin. bütün karları eritmeye bir güneş yeter....
Geride kalan yıla elveda derken yeni yıla tertemiz bir sayfa açma isteğiyle,
Umutlarımızı hayallerimize ekleyerek giriyoruz..
Sanki gecen bir yılı bizler kirletmemişiz gibi…
Ömür denen elimizdeki sermayeyi hesapsızca harcamayacagımız,saglıklı,huzurlu,daha az kalp kıracagımız,yalansız,yılansız,riyasiz sevgi dolu hayırlı bir yıl diliyorum herkese…
Bir zamanlar gününü daglarda tepelerde gezerek geçiren genç bir delikanlı varmış..
Bir gün yine gezerken su içtiği bir kuyunun başında önüne kıvrıla kıvrıla bir yılan çıkmış. Delikanlı hemen belindeki kılıcına saldırıp,yılana dogrultmuş. Masal bu ya yılan konuşmaya başlamış o anda.”dur beyim,kötü bir niyetle gelmedim,benim bir yavrum var şu an sıcagın altında susuzluktan kavrulmak üzere. Ne olur bana yardım et,ona bir avuç su götürelim.”
İçinde hiçbir kötülük olmayan genç,yılana inanarak belindeki kırbayı doldurup düşmüş yılanın ardına. Yılan önde delikanlı ardında uzunca bir süre dag tepe yürümüşler. O kadar yol yürümüşler ama halen ortalıkta yavru yılan yokmuş. Delikanlının bacakları artık yürümez olmuş yorgunluktan. Yılan durmadan “az kaldı beyim,hemen şuracıkta” der dururmuş delikanlının dinlenmemesi için. Ama takatı kalmayan delikanlı biraz soluklanmak için bir yere çöküp kalmış. Tam gözlerini kapadıgı an,yılan sinsice delikanlının boynuna dogru süzülmeye başlamış. O sırada delikanlı birden gözlerini aralayıp,yılanı boynunda fark edince yine hemen kılıcına saldırmış. Yılan “dur beyim yapma,boynunu biraz gevşeticektim rahatlaman için,çok yoruldun. Sokmak değildir niyetim” deyince yine güvenini kazanmış delikanlının. Ve bir yılandan bile şüphe edemeyecek kadar iyi niyetli genç tekrar düşmüş yılana inanıp onun ardından yollara. Ve epey bir yol daha aldıktan sonra yılan arkasınıdönmüş ve delikanlıyı şöyle bir süzmüş.
“Sen,sen bana inandın,yılan oldugumu bile bile..Arkama takıldın yardım edebilmek için. Bir ara yılan oldugumu belli ettim seni sokmaktı aslında niyetim. Ama sen yine bana inandın. Sen ki,bir yılanın bile ardına takılıyor,ona inanbiliyorsan tüm saflıgın ve iyi niyetinle mükafatı hak ettin bu dünyada,dile benden ne dilersen” der ve silkelenerek rengarenk bir zümrüdü anka kuşuna dönüşür,delikanlının dileklerini yerine getirebilmek için.
Hayat ta böyle değil midir,bazen yılanın yılan oldugunu kabullenir ardınca sürükleniriz kötü yanlarını bile bile. Ama sonra o birden yılan oldugunu hatırlatıverir size. Zehrini öyle bir akıtır ki içinize o zehrin panzehiri artık o kendisi bile olamaz. Kırılan bir şeyin tamirinin olmaması gibi. Bir yılana inanıp ona güvenicek kadar yüreğinizi ortaya koyarak iyi niyet ve sevgiyle yaklaştıgınızda ne yazık ki masaldaki gibi bu dünyada mükafatı göremiyoruz acıdan başka.. Ama acı daha bir güzelleştiriyor insanın ruhunu,daha bir tutunuyorsun hayata..Bizim mükafatımız inşallah başka bir alemde olur.Ömür bir imtihan değil mi zaten?
Yinede ne olursa olsun ben halen insanları seviyorum,sevdiklerimin hatalarını da seviyorum,insanları kötü huylarıyla birlikte seviyorum. Biliyorum ki iyi insanlar benim içimde,ben ne kadar iyi niyetli olursam Allah bana onları daha bir yaklaştırıcak. Yok öyle küsüp pes etmek,kaçmak kendi kabuguna çekilmek. Üzüldüğün insan,senin içindekileri halen anlıyamıyorsa,ihanet ediyorsa duygularına,ve hırçınlıgının sevgiden oldugunu kabullenemiyorsa,en zor zamanında desteğini bile esirgiyorsa zaten üzüldüğüne hiç degmiyor.Üzüldüğün insan üzüldüğüne bile degecek onu kaybettiğinde.O zaman hayata molalar koymak niye,? Paylaşıcak o kadar şey varken seni sevenlerle.
İyi anıları hatırlayıp,kötülerini silip atmak için kısacık bir mola vermiştim gönül yolculuguna. Çünkü biliyorum ki gönül yorgunlugu beden yorgunlugundan çok,çok daha kötü. Mevlana’nın dediği gibi “içteki kiri su değil yalnız gözyaşı temizler” misali içimdeki zehiri akıttım ben aglayarak. Yüreğimi yıkadım.Kabullendim her şeyi,duygularımı gömdüm karanlıga.Ve şimdi yeniden tebessüm etme vakti. Hayat gidene yas tutmak ve aglanılmayacak kadar çok kısa. Elbet bir gün bende yılanlarla daha iyi anlaşmayı ögrenicem.
Durmak yok,gönül yolculuguna kaldıgımız yerden devam.
Yalnız dudaklarınıza değil,ruhlarınıza da tebessüm ettirebilmek için.
ALLAH'ın daveti üzerine peygamberimiz bir gece melekler tarafından Mekke'den Kudüs'e götürülmüştür.Burada Cebrail ile birlikte bütün gökleri aşarak "sidretül münteha"
denilen makama yükselmiş ve ALLAH ile görüşmüştür.Bu yolculugun Mekke'den Kudüs'e kadar olan bölümüne isra,Kudüs'den ALLAH ile görüşmesine kadar ise mirac denir.
Bu görüşmede peygember efendimize ümmeti için vakit namaz ve mirac hediye edilmiştir.
hediye verene ALLAH'a layık miraclara ulaşmanız duasıyla
Regaib Kandili, Yüce Allah'ın af ve mağfiretinin istendiği, umut, huzur ve ilahi müjdelerle dolu bir gecedir. Bu nedenle, bu mübarek gece ve onu izleyen günler, yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve tüm insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha hatırlamaya ve hatırlatmaya, yanlış ve kusurlarımızdan dönmeye vesile olmalıdır..
Üç ayların ilk mukaddes gecesi Regaip Kandili’niz mübarek olsun..
Bu gün aldıgım bir emaili sizlerde paylaşmak istedim.
"Her Gün Bilgisayar Başında Binlerce Şeye Tıklayıp Vakit Harcıyoruz. Bir Kaç Tıklık Vaktimizi LÖSEMİLİ Çocuklar İçin Ayırsak, Biz Hiç Bir Şey Kaybetmeyiz Ama; Onlar Sağlıklarına Kavuşabilmek İçin Gereken Hastanelerine Bir Adım Daha Yaklaşırlar. Bana Ne? Ben Mi Hastayım Sanki? Demeyelim.Unutmayalım; Kimin Başına Ne Geleceği Belli Olmaz.Biraz Duyarlı Olalım... "
blogcu arkadaşlarım vezirhan,igra ve azadgülü beni sobelemişler..vezirhan ve igranın sobe olaylarına giremiyorum.Top 10 blog seçme yada sevdiğim blogları tanıtma yapmayı sevmiyorum ben.çünkü hepinizi seviyor ve fırsat buldukçada ziyaret etmeye çalışıyorum.sayenizde güzel dostluklar güzel arkadaşlıklar yaşadım burda..lütfen beni mazur görün..
gelelim azadgülü nün sobe olayına..o da mutluluk nedir? demiş ve beni sobelemiş...e onu kıramam ben şimdi..bari bir kaç cümle yazalım dimi
mutluluk nedir ? bana göre...
Benim mutlulugum çok uzakta şimdi…
Gözlerimin daldıgı,hayalini bile resmedemediğim bir yerde..
Belki bir defterin yaprakları arasında gizli kalmış bir şiirde..
Aslında ellerimle yolcu ettim ben mutlulugumu şimdi yakalamak onu geri getirmek o kadar zor ki..
Bazen çok yakınımda hissetsemde halen tam olarak bulamadıgım bir şeyi yazmak da zormuş bu arada..Nilgünüm sadece senin hatırın için katlanıyorum kıymetini bil
Daha önce yazdıgım bir şiirle hiç sevmediğim bu sobe olayını da atlatıyor,bir daha sobelenmemeyi rica ediyorum arkadaşlar