hayatta düşlerle yaşanır düşlerle nefes alınır belkide. yakınında olmayan belkide yakın ama sana uzakta olanlar için kurulan düşler..! düşlerini süslediğin birileri..! düşlerimin peşindeyim. hadi sende düş benim peşime ..! kıyıların ve kalabalığın daha güvenli olduğunu bilsem de hep açıklarda aradım hayatı...incinin derin sularda olduğunu sığ sularda köpükten başka bişey bulamayacağımı biliyodum... dalgalardan hiç korkmadım üstüne gittim hep en büyük dalganın... peşine düştüğüm beyaz bi yelkendi bilinmeyene yolculuğumda içinde olmak istediğim... çoğu zaman bi silüetti özlemdi belkide hayaldi o dalgaların arasında arada bi görünen kovaladıkça kaçan... onu her gördüğümde yada gördüğümü sandığımda kulaçlarımı daha da hızlı attım dalgaların daha da büyüyeceğini kıyıdan daha da uzaklaşacağımı daha da yalnızlaşacağımı bilerek göze alarak... umudumu hiç kaybetmedim bu yolculukta gördüğüm şey herneyse içimde yarattığım ve büyüttüğüm birşeydi aslında yoktu (belkide vardı kimbilir)... amaç o değildi bu yolculuktu bir amaç uğruna atılan kulaçlardaki azimdeydi özdeki gerçeğe ulaşabilmek kavuşabilmekti cennetten kovulmuş olana saflığa ... düş peşindeyim düş peşime...
Ben seni kavuşmak için değil, kavuşmayı özlemek için sevdim Öyle bir imza attın ki sol yanıma, Gizli gizli dolaşıyorsun bedenimin her yanında... Öyle bir yazıldım ki alnına, taşıyorsun gitsen de dünyanın öbür ucuna... Buydu istediğim, hayatıma anlam katanım Ben sensiz, sen bensiz hep yarım kalacak bir yanımız... İçimdeki melankolik kadını besledim yokluğunla... Bir kırmızı kadehin içinde boğuldum yalnızlığımla.. Adaklar adamadım kavuşmaların uğruna.. Çünkü sen kadar sensizliği de istedim ben aşkın tadına doyasıya varabilmek adına.. Özlemek istedim seni, Gecelerce uykusuz kalan bir kadının Gözünü kapatıp rüyalara teslim olmasını istemesi gibi.. Havai fişekler patlamalıydı gözlerimde seni yeniden gördüğümde...
Kavuşmanın lezzetini sağlayan özlem değil miydi? Özlenmeyen bir yürekte aşk barınabilir mi?
Yeni bir başlangıç yapayım derken, bir yanım kederden azalıyorsa ve görmek acı veriyorsa sana; acele etme sakın... Bütünlenirim ben!
Aynı şeyleri konuşup, farklı anlamlar çıkarıyorsak ve o anlamlarla kararıyorsak; üzülme... Aynı dili öğrenirim ben!
Aynı ritmi yakalayamıyorsam seninle, şarkının sözlerini şaşırıyorsam; sinirlenme... Güzel bir ezgi olurum ben!
Gecenin ayazını sen sanıyorsam ve yüzüme çarptıkça derin kesikler oluşuyorsa; vazgeçme... Biraz daha uğraşırsan parçalanırım ben!
Sen öyle tepkisiz, sen öyle hareketsiz bekle… Mükemmel bir egoyla yaşa ve düşünme... Çırpınır çabalar, hallederim ben!
Ben gülümsemeye çalışırken, kırılan yanlarımızı onarırken; sen öylece geç karşıma ve sus… Tepkisiz kal yine... İşte o zaman arkama bakmadan giderim ben!
Kendi vicdanını rahatlamak için yalanlar söyle kendine… Olgunlukla karşıla yaşananları… Gül geç içindeki yangına... Bilirim; vurdumduymaz tavırlarının gücüyle, iyileşirsin sen!
Son kez söylemek istedim… Beni düşünme sakın... İyiyim ben..!!!
Her gidiş insanı yeni bir duruma hazırlar aslında; yitirdiklerimizle insanızdır biraz da!.. Ters gibi geliyor ama öyle işte...
Yitirdiğimiz her değer yeni şafaklara uğurlamaz mı bizi? Elimizin çukurunda sıkı sıkıya tutamayız ki suyu; zaman da böyle işte, parmak aralarından akıp gidiyor!..
Birinin gidişine çok üzülecek kadar sevmek ne güzel bir şey!.. Bu kadar insan hissetmek kendini, daha da güzel!..
Öğrendiklerimin, biriktirdiklerimin sağlamasını yapıyor zaman gidişlerle, terk edişlerle, bırakışlarla!..
Bir de gitme duygusu var ki; hepimizin içine önceleri misafir sonra ev sahibi yaptığımız o gitme duygusu!..